bivarmisimbiyokmusum
3 Takipçi | 5 Takip
Kategorilerim
Diğer İçeriklerim (2)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (3)

iyi insanlar nereye gitti?

2013-02-28 00:18:00

 Hayatımızı işgal eden,düşünce özgürlüğümüzü dolaylı yoldan da olsa kısıtlayan aptal kutusu,nadiren de olsa misyonundan vazgeçti bir akşam.Gecenin bir vakti zaplarken karşıma şu cümle çıktı 'iyi insanlar nereye gitti?' O gün bu gündür düşünmeden edemiyorum,iyi insan mı bir yere gitti,yoksa biz mi ondan çok uzaklaştığımız için onu göremiyoruz?    Kelimeler her geçen gün anlamını yitiriyor.Bireysel olarak değil,toplum olarak kelimeyi gerçek anlamının dışında kullanıyoruz.Bu geleneğe kurban ettiğimiz güzide sözcüklerden biri 'iyi'.Filolog değilim,kelimenin etimolojisine inip tarih içinde uğradığı mutasyonu inceleyemem ama şu kısa ömrümde 'iyi'nin,tıpkı oyun hamuru gibi şekilden şekile girdiğini gözlemleyebiliyorum.     İyi insan deyince aklımıza ne geliyor?Varını yoğunu  yardım kuruluşlarına harcayan mı? Kimsesiz hayvanlara yardım eden mi? İnsanlara Allah rızası için yardım eden mi?Evet ama...Hayır ama...Bu basit sorulara bile tam cevap veremiyoruz.Veremiyoruz çünkü bize iyiliğin karşılıksız yapıl(a)mayacağı inandırıldı.İyilik su istimal edildi.Malum yardım derneğine gönderilen paraların akıbeti,Saraybosna paraları,okullarda toplanılan paraların gönderilen yerlere ulaşmadığı haberleri,iyilik yapma isteğimizi köreltti.Hayra sebep olan,hayrı işlemiş gibidir hadisini hatırlıyorum ve diyorum ki hayrın işlenmesine engel olan da eminim bunun vebalini çekecektir.    Her akşam haberlerde duyduğumuz olaylar,günlük hayatta  bizzat şahit olduklarımız,insanlar arasındaki güveni sarsmış,iyi insan olma fikrini ütopik bir fikir haline getirmiştir.Bunlar işin sosyolojik kısmı...     Kavram bireysel olarak ele alındığında 'iyi' bize ne ifade ediyor?Kötülü... Devamı

Sabahsız Geceler

2013-02-22 20:03:00

Balkan  Savaşları sırasında üç ateş arasında kalan bir bölge Batı Trakya...Doğusunda Osmanlı İmparatorluğu,batısında Yunanistan toprakları,kuzeyinde ise Bulgaristan.Farklı milliyet  ve dinden nüfusa sahip bu bölge,defalarca el değiştirmiş,son olarak Lozan Antlaşmasıyla ile birlikte Yunanistan sınırları içerisinde bırakılmıştır.Yazar Vildan Serdar, romanın baş karakterlerinden biri olan Zeynep'in annesi tarafından ,babasının ikici Balkan Savaş'ında yaşadığı zorlukları ve şehid edilmesini anlatarak hikayesine giriş yapıyor.Üvey babası Kara Rüstem'in uygulamış olduğu psikolojik ve fiziksel şiddetle geçen bir çocukluk döneminin ardından,Zeynep'in,Batı Trakya'da kızların, çocukluktan  gençliğe geçişinin bir göstergesi olarak feraceye girme vakti gelmiştir.Güzeller güzeli Zeynep,feraceye girmiş,yaşadığı köy olan Sirkeli ve civar köy oğlanlarının evlenmek istediği bir kız olmuştur.Ama onun aklı bir imece de gönlünü kaptırdığı Pehlivan Hasan'dadır.Fakat ailesinin çeşitli sebeplerden dolayı izdivaçlarına müsade etmeyeceğinin de farkındadır.Aşkının da verdiği deli cesaretle Zeynep onu bekleyen zorluklarda bi haber Hasan'a kaçar.Evliliklerinden kısa bir süre sonra patlak veren İkinci Dünya Savaşı,Bulgarlar ve daha sonra iç savaşta gerilla tehtidi mutluluklarına izin vermeyecektir.Yazar,Batı Trakya insanının bu dönemlerde karşılaştığı zulmü,yaşanan hasretleri,yokluğu, açlığı ve bu masum insanların ayakta kalma mucadelesini çarpıcı bir dille anlatmaktadır.Serdar'ın karakterler  arasında kullanılan Batı Trakya ağzına özen göstermesi esere daha gerçekçi bir hava katmakta,unutulmaya yüz tutumuş Batı Trakya gelenekleri,bölgeye özgü ögelerin dile getirilmesi  nostaljik bir hava yaratmaktad... Devamı

2013-02-20 01:17:00

Sevgili henüz olmayan ama olması muhtemel takipçilerim, Kelimelerin anamını yitirdiği,çok duymaktan,çok görmekten yaşamaya fırsat bulamadığımız duyguların ''duvar''larda teşhir edildiği sosyal medya kültürünün canlı tanıklarıyız.Yaşanmışlık, tecrübeve binbir güçlük sonucu söylenmiş sözlerin,vecizelerin hatta hadis ve ayetlerin 'beğen'i sayısıyla değer almasından, cümlelerin 'karakte'r sayısıyla itibar görmelerinden rahatsız olduğumu belirtmek isterim.Mamafih,sosyal ağların artık hayatımızın olmazsa olmazları arasında yer aldıklarının da farkındayım.Hal böyle iken,içimi kemiren duygularımı,ortak konuları konuşabileceğim insanların azlığı dolayısıyla fikirlerimi,gözlem ve eleştirilerimi dile getirme ihtıyacı hissediyorum...Velhasılkelam blog açmanın iyi bir alternatif olduğunu düşündüm...Umarım hayal kırıklığına uğramam...:) Devamı